LOJİSTİKMANŞET

Hilal Trans ve METRANS’tan Türkiye–Orta Avrupa Hattında Yeni Nesil Ro-La Koridoru

Türkiye ile Orta Avrupa arasındaki lojistik akışta demiryolu odaklı yeni bir dönem başlıyor. Hilal Trans, Orta Avrupa’nın önde gelen intermodal demiryolu operatörlerinden METRANS ile Ro-La (Rollende Landstrasse) taşımaları kapsamında stratejik bir iş birliği anlaşmasına imza attı. Halkalı–Dunajska Streda (Slovakya) hattında devreye alınan proje ile Türkiye–Avrupa lojistiğinde daha çevreci, daha öngörülebilir ve daha entegre bir taşıma modeli hayata geçirildi.

Yeni koridorun, hem taşımacılık sürelerini kısaltması hem de karbon salımını önemli ölçüde azaltması hedefleniyor.

İş Birliği Ataköy’de İmzalandı, İlk Tren Aynı Gün Yola Çıktı

13 Ocak’ta Ataköy Sheraton’da düzenlenen iş birliği törenine; Hilal Trans Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, Hilal Trans Genel Müdürü Orcan İstanbul, METRANS Group CEO’su Peter Kiss ve METRANS Türkiye Genel Müdürü Serdar Yaylalı katıldı.

Toplantı sırasında, Halkalı’dan Dunajska Streda’ya hareket eden ilk tren seferinin canlı bağlantıyla gösterimi yapıldı. Hilal Trans’a ait 34 mega treyleri taşıyan trenin yaklaşık beş gün içinde Slovakya’ya ulaşması ve römorkların buradan karayolu ile nihai varış noktalarına sevk edilmesi planlanıyor.

Haftalık Karşılıklı 4 Sefer, Bölgesel Erişim Genişliyor

Yeni Ro-La hattı, haftalık karşılıklı 4 sefer üzerinden işletilecek. Bu yapı sayesinde yalnızca Türkiye ve Slovakya değil; Avusturya, Çekya, Polonya ve Macaristan gibi Orta Avrupa ülkeleri de doğrudan kapsama alanına giriyor. Proje, Türkiye çıkışlı yüklerin Orta Avrupa içlerine daha az operasyonel kırılmayla taşınmasını amaçlıyor.

Hilal Trans, mega treyler filosunu demiryolu taşımacılığına entegre ederek, karayolu-demiryolu kombinasyonunun sağladığı operasyonel esnekliği ön plana çıkarıyor.

Karbon Salımında Yüzde 80’e Varan Azalma

Hilal Trans Genel Müdürü Orcan İstanbul, Ro-La taşımalarının çevresel etkilerine ilişkin değerlendirmesinde, demiryolu kullanımının karbon salımını ciddi biçimde düşürdüğünü vurguladı. Yapılan hesaplamalara göre, yaklaşık 1.400 kilometrelik parkurun demiryolu ağırlıklı olarak kat edilmesi, karayoluna kıyasla yüzde 80’e varan emisyon azalımı sağlıyor.

Bir katarın yaklaşık 7,5 ton karbon salımı gerçekleştirdiği, aynı yükün karayoluyla taşınması durumunda ise bu rakamın 36 tona kadar çıktığı belirtiliyor. Haftalık karşılıklı seferlerle yıllık bazda yaklaşık 12 bin tonluk emisyon tasarrufu öngörülüyor.

Sınır Beklemeleri ve Zaman Kayıpları Azalıyor

Ro-La modelinin bir diğer önemli avantajı, kara sınır kapılarında yaşanan bekleme sürelerini büyük ölçüde ortadan kaldırması. Geleneksel karayolu taşımacılığında tek bir gidiş-dönüşte 4–5 güne varan zaman kayıpları yaşanabilirken, intermodal yapı sayesinde transit süreler daha öngörülebilir hale geliyor.

Bu durumun, araç başına yıllık operasyonel verimliliği artırması ve ihracatçı–ithalatçı firmalara zaman kazandırması hedefleniyor. Hilal Trans, bu modelle araç başına yılda yaklaşık 5 ilave round-trip yapılabileceğini öngörüyor.

METRANS: “Demiryolu Sürdürülebilir Geleceğin Anahtarı”

METRANS Group CEO’su Peter Kiss, iş birliğine ilişkin açıklamasında demiryolu taşımacılığının güvenli ve sürdürülebilir lojistik için kritik önem taşıdığını vurguladı. Kiss, bu projenin kısa sürede hayata geçirilmiş olmasının iki şirket arasındaki operasyonel uyumu gösterdiğini belirterek, ilerleyen dönemde iş birliğinin genişletilebileceğine işaret etti.

Lojistikte Yeni Denge Arayışı

Hilal Trans–METRANS iş birliği, Türkiye–Avrupa hattında intermodal taşımacılığın artık “alternatif” değil, giderek ana taşıma modeli haline geldiğine dair güçlü bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Artan regülasyonlar, karbon maliyetleri ve sınır geçişlerindeki belirsizlikler, demiryolu entegrasyonunu lojistik firmalar için stratejik bir tercih haline getiriyor.

Bu yeni koridorun, önümüzdeki dönemde Türkiye çıkışlı ticaret akışlarının planlanmasında belirleyici bir rol üstlenmesi bekleniyor.

Benzer Haberler

Başa dön tuşu